Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
|
Sabancı Suikastinde hep Belçika'yı suçladık. Peki işler öyle mi? İşte suikastin sizi şoka sokacak Derin Devlet'le bağlarını ortaya çıkaran müthiş bilgiler...
Bakan Cemil Çiçek, "Ne işleri var burada" diye öfkelense de, buram buram Gladyo kokan Sabancı suikastının içyüzünü, belki de Fehriye Edal'la ilgili dava açmak için Türkiye'de inceleme yapan Belçikalılar çözecek.
Üzerinde Gladyo kuşkusu bulunan Sabancı suikastinin iç yüzü ortaya bir türlü çıkmadı. Hep Belçika adalet sistemini ve Fehriye Erdal'ı suçladık. Peki olay "alçak Belçikalılar vermiyor" diyecek kadar basit mi? Sabancı suikastindeki Belçikalılar'ı bile şüpheye düşüren, Belçika adaletini tatmin etmeyen derin bilgileri okuyunca şok olacaksınız.
İşte sıradan bir sol örgüt işi görülen olayın hiç te sıradan olmadığı ve derin bağlantılarını ortaya çıkaran bilgiler ve sorular:
- Fehriye Erdal'la ona Sabancı'da iş bulan emniyet müdür yardımcısı Kocadağ'ın ne ilişkisi vardı? Erdal Susurluk kazasında ölen İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ tarafından Ulusal Temizlik Şirketi'ne oradan da Sabancı Center'a yerleştirildi. Şirket sahibi Kemal Aydoğan ve Kocadağ arasındaki ilişki netleşmedi.
- Cinayet silahlarından biri 10 ay sonra, Susurluk'ta kaza yapan Mercedes'te ne arıyordu?
- İpekçi sanığı Yalçın Özbey'in, Sabancı'yu vuran Duyar'ın Almanya'daki evinde ne işi vardı?
- Cinayet günü Sabancı Kuleleri'nden dışarıyla yapılan görüşmelerin kaydını kim, nasıl sildi?
- Önceki örgütten "polisle çalıştığı için" atılan Mustafa Duyar nasıl Dev-Sol'cu oldu?
- Cezaevinde "Ben artık konuşacağım" diyen Duyar'ın aynı günün akşamı öldürülmesi tesadüf mü?
- Belçika'da yedi yıl hapis yatarken Erdal'ın iadesini mümkün kılacak talep neden yapılmadı?
- Mustafa Duyar, Şam'da Abdi İpekçi'yle ilgili belgesel izlerken orada cinayetin azmettiricisi olarakYalçın Özbey'in fotoğrafını gördü. Sabancı davası sonrası kaçtığı Almanya'da Özbey'in evine gelen kişi olduğunu anlamasıyla, Abdi İpekçi cinayetiyle, Sabancı cinayetinin aynı güçler tarafından işlendiğini düşündü ve öldürülme korkusuyla teslim olmaya karar verdi.
- ANAP eski milletvekili Eyüp Aşık, Duyar'ın teslim olmadan önce kendisini aradığını ve "Sabancı Güneydoğu işine el attığı için bize öldürülmesi emri geldi. Binada aslında üç değil dört kişiydik. Olaydan üç gün sonra bizil öldürmeye çalıştılar. Suikastta kullanılan silahları daha sonra bizden aldılar. Bu silahlardan biri Baretta marka olan, Sedat Bucak'ın Susurluk'ta kaza yapan otomobilinden çıkan silahtı ve namlusunu değiştirmişlerdi" dediğini söyledi.
- Eski Adelet Bakanı Şevket Kazan, Duyar'ın devlet adına bazı eylemler yaptığını iddia etmiş ve "Polisle işbirliği yaptığı için önceki örgütten atılmıştı" dedi.
- Duyar, Afyon Cezaevi'nde kaldığı hücrede daha önce suçu üstlenen ifadesini değiştirmek istedi. "Bildiği bütün sırları açıklamaya hazırım" dediği günün akşamı çıkartılan bir isyanda öldürüldü. Yıllar sonra silahın Ergin kardeşlerin avukatı aracılığıyla cezaevine sokulduğu itiraf edildi.
|
|
udrn (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1111
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 26/02/2008 15:44 Düz. risentimento.
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
|
Kürt meselesidir. Sakıp Sabancı'nın kendi çalışması ile hazırladığı ve bu raporu sunduğu 60 sayfalık bir çözüm önerisi uluslararası bir menfaat çatışmasına dönmüş ve sakıp Sabancıya bir mesaj iletilmiştir. İstersek, nerde olursan ol ulaşırız. DHKP-C ise o zaman ki yaşanan ümraniye cezaevi olaylarına bir misilleme olarak yaptık dese de bu olayın onların boyunu aşacağı ve sadece kaybettikleri güçlerine yeniden sahip olmak istedikleri aşikar.Ve daha daha nice eklenecek bilgiler var. Gümrük birliği anlaşması, ülke ortamının karıştırılması ( metin göktepe olayları, eşref bitlis ölümü vs..), fehriye Erdal'ın sabıkalı haliyle işe alınması, güvenlik biriminin başının bir zamanlar hapiste yatması vesaire vesaire vesaire......
|
|
elza (Yetkili)
Author
Yetkili
Gönderiler: 791
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
|
Sabancı aileside bu olayın üzerine fazla gidememiş ve beklenmeyecek bir soğukkanlılık sergilemişlerdi. Sindirilme operasyonu başarılı sonuçlandırılmış mı oluyor bu durumda...
|
|
Defne (Kullanıcı)
Doçent
Gönderiler: 428
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
arkdasım emegıne saglık ama bunlar ne kadar gercekcı ve net sonuclarmı delıl varmı derler ya aynı oyle  sence bu yazdıkların ne kadar dogruu
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
|
Can Dündar: Mustafa hakkında her şey
[Sesonline] Size Mustafa'nın hikâyesini anlatacağım bugün. 12 Aralık 1970'de Suriye sınırındaki bir köyde doğdu.Ana karnındayken, babası her şeyini kumarda kaybedince bir kamyonun altına atlayarak intihar etti.
Annesi Behiye, oğluna, ölen eşinin adını verdi. Mustafa 13 yaşındayken, üvey babası, kendisini aldattığı gerekçesiyle Behiye'yi oğlunun gözleri önünde kurşunlayarak öldürdü. Mustafa cenazeden sonra sokağa terk edildi.
* * *
İstanbul'a gidip amcasının Kumkapı'daki otelinde çalıştı. Aksaray'da komilik yaptı. 6 sene kebapçılarda masa örtülerini yorgan yapıp masalarda yattı. Birkaç kez bıçakla yaralama gibi suçlardan yakalandı. 1990'da askere gitti. Hap kullanıp kendini kestiği için birliğinde "Jiletçi Mustafa" diye tanınır olmuştu. 2 kez firar etti. "Anti-sosyal kişilik" raporuyla terhis edildi. 1995'te Zeynep'e sevdalandı. Tanışmalarından 15 gün sonra Zeynep, "Gazi olaylarında" polis kurşunuyla öldürüldü.
* * *
Mustafa, intikamını almak için yanıp tutuştuğu Zeynep'in cenazesinde örgüte katıldı. Kısa bir silahlı eğitim gördü. Gazi olaylarından 6 ay sonra Maslak jandarma karakolunu taradı. İki eri şehit etti. "Mustafa Duyar" adını Türkiye'ye duyuracak eylem emrini ise 1996 başında aldı: Sakıp Sabancı'yı öldürecekti. Sabancı o günlerde İrlanda ve Bask sorununun nasıl çözüldüğünü inceliyordu; hazırladığı "Kürt Sorunu" raporuyla "hoşa gitmeyecek" bir öneriyle ortaya çıkmak üzereydi.
Mustafa, 6 ay önceden Sabancı'da işe alınan Fehriye'nin yardımıyla Türkiye'nin en iyi korunan binalarından birine girdi; Özdemir Sabancı'yı, genel müdürünü ve sekreterini öldürdü. Önce binadan, sonra Türkiye'den rahatça kaçtı.
* * *
O yılın kasımında Susurluk patladı. Derin devletin birçok faili meçhul cinayette tetikçiler beslediği, Kürtlere para akıtan işadamlarını öldürttüğü ortaya çıktı. Mustafa, Almanya'dan Şam'a geçmişti ve aklı karışmaya başlamıştı. Kazada Çatlı'nın bulunduğu arabayı süren İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı'nın, bağlantılı olduğu temizlik şirketi aracılığıyla Fehriye'yi Sabancı'ya yerleştirdiği söyleniyordu.
TV'de Abdi İpekçi cinayetinin azmettiricisi olarak fotoğrafını gördüğü ülkücü Yalçın Özbey'le Almanya'da kendi saklandığı evde karşılaştığını hatırladı, dehşete kapıldı: "İpekçi'yle Sabancı'yı aynı güçler mi öldürtmüştü?" Mustafa, suikasttan sonra kendilerinden alınan Baretta marka silahın, Sedat Bucak'ın Susurluk'ta kaza yapan aracından çıktığını, konuyla ilgilenen ANAP milletvekili Eyüp Aşık'a telefonla bildirmişti. "Sabancı'yı Güneydoğu işine el attığı için öldürmemiz istendi" demişti. Suikasttan 3 gün sonra birileri de onu öldürmeye çalışmıştı.
Örgüt kendisini yalnız bırakmıştı. Parasız, barınaksızdı. Nefrete kapıldı. Kullanıldığını anladı. Örgütün bunu hissedip kendisini takip ettiğini fark edince de Türkiye'nin Şam Büyükelçiliği'ne gidip teslim oldu. Cezaevinde aynı örgüt davasından hükümlü Semra ile evlendi. 16 Ocak 1999'da doğan oğluna "Özdemir" adını verdi. Bu, öldürdüğü adamın adıydı.
* * *
O günlerde büromu arayan "örgütten" bir kişi "Suikastçıların, olaydan sonra bir polisin yardımıyla kaçtıklarını" öne sürüyor, "Bu işi devlet içinde bir kol yaptı. Bir iç hesaplaşma vardı. İşi bize çözdürdüler" diyordu.
İdamla yargılanan, anılarını kaleme almakta olan ve itirafçı affından yararlanmak için "Bildiğim tüm sırları açıklamaya hazırım" diyen Duyar'la cezaevinde konuşmaya karar verdim.
Adalet Bakanı'na bu röportajın Susurluk'la ilgili ilginç bağlantıları ortaya serebileceğini söyleyerek izin istedim. Bakan, Duyar'ın da istemesi kaydıyla şifahi izin verdi. Duyar'a sordular, "Tamam" dedi. Yazılı izin bekliyordum. Sonradan öğrendim ki, bana izin verecek merci, aynı günlerde Karagümrük çetesinin Afyon'a nakline izin vermiş. Karagümrüklüler, Afyon'a nakledildikten 2 hafta sonra, 15 Şubat 1999'da Duyar'ı hücresinde öldürdüler.
* * *
Bugünlerde Belçika'dan gelen bir heyet, Fehriye Erdal'ın yeniden yargılanmasıyla ilgili inceleme yapıyor. Belçika iyi bilir bu işleri... 80'lerde Avrupa'yı istikrarsızlaştırma eylemleri düzenleyen Gladyo'nun bir kolu da Belçika'da çıkmıştı. Dünkü Taraf'ın hatırlattığı gibi "onlar Gladyo ile hesaplaşmıştı".
90'larda Belçika Gizli Ordusu'nu çözen Belçika makamları şimdi benzer bir düğümü çözmek için Türkiye'deler... Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek "Günaydın" diyor, ama Türkiye hâlâ uyuyor.
Çünkü Susurluk yaşıyor ve o yaşadıkça, Mustafa'nın kendisi gibi babasını bilemeden yetim kalan oğlu Özdemir de babasının kaderini yaşamaya mahkûm görünüyor.
Can Dündar / Milliyet Gazetesi, 16 Şubat 2008
|
|
udrn (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1111
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sabancı Suikastinin Gerçeği nedir önce
|
|
|
Özdemir Sabancı suikastını kim planlamış? Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı. Gene Susurluk kazasında ölen Hüseyin Kocadağ. Ve adı Susurluk soruşturmasında gündeme gelen Piyade Yüzbaşı Hüseyin Pepekal.
Ayrıca... İddiaya göre Pepekal cinayet sırasında Sabancı Centerın 25. katındaymış.
* * *
Cinayete gelince...
İddialar devam ediyor.
Ne mi?
Cinayeti işleyen yasadışı DHKP-C örgütü üyeleri Mustafa Duyar, Fehriye Erdal ve İsmail Akkol Türk istihbarat birimlerince ortaklaşa kullanılıyormuş.
Bunları kim söylüyor?
Önceki günkü Taraf Gazetesinin manşeti... Ve yayınladığı MİT belgesi.
Onlar kimden almış?
Zihni Çakırın "Kod Adı Darbe" adlı kitabından.
* * *
MİT Müsteşarlığı, bu gelişmeler üzerine resmi bir açıklama yaptı.
"İşte MİTin Sabancı cinayeti raporu" başlığı altında, Zihni Çakırın kitabına atfen yayımlanan bilgi ve belgenin gerçek olmadığını, kurumla da bağlantısının bulunmadığını bildirdi.
Dün baktım, Taraf Gazetesi Nevzat Çiçekin haberinin arkasında duruyor.
Gazetenin açıklamasını dikkatlice okudum:
"MİT, dün bizim gazetede yayımlanan Sabancı cinayetiyle ilgili belgenin kendisine ait olmadığını ileri sürdü. Bir istihbarat teşkilatının böyle bir açıklama yapması şaşırtıcı değil.
Yayımladığımız belge Zihni Çakırın Kod Adı Darbe adlı kitabından alındı. Kitabın yazarı Zihni Çakır daha önce de bu konularda kitap yazmış "uzman" bir yazar.
Kitabında yayımladığı ve bizim aldığımız "belge", yazarın açıklamasına göre Ergenekon sanıklarından Doğu Perinçekin arşivinde polisler tarafından yakalandı. Şu anda da polis dosyalarında bulunuyor. Devletin kayıtlarına girmiş bir belge bu.
Hukuk kuralı, "suçlayan, kanıtlar" diyor. Buna göre, ortada bir belge olmadan bu haberi yapsaydık kanıtlamak bizim görevimiz olurdu.
Ama hukukun başka bir kuralı daha var. Eğer bir maktulün başucunda elinizde silahla bulunursanız, "öldürmediğinizi" kanıtlamak size düşer.
Yayımladığımız belge, üstünde MİTin damgası olan, seri ve kayıt numarası bulunan bir belge olduğuna göre, bunun "sahte" olduğunu kanıtlamak da MİTe düşüyor.
MİTin bu belgeden haberdar olmaması mümkün değil. Bu belge yakalandığında MİT ne yaptı? Polise bu konuda bilgi verdi mi?
Ayrıca, kimin bir ülkenin istihbarat teşkilatının adını kullanarak sahte bir belge düzenlemeye cesaret ettiğini ortaya çıkarmak da MİTin görevi.
MİT, bunları yapıp açıklayana kadar biz yayımladığımız belgenin gerçekliğine inanıyoruz."
Mehmet Altan
|
|
elza (Yetkili)
Author
Yetkili
Gönderiler: 791
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
|
|
|