Sevdiğim yazılar:) (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: Sevdiğim yazılar:)
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
hollywood'un yüzlerce kez işlediği; "uçakta pilotlar ölür ya da bayılır, yolculardan biri merkezden telsiz talimatıyla uçağı indirir" klişesinin uyarlanmış hali. ABD de olur da TR de olmaz mı yurdum insanı el atmış mevzuuya...
- aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum. kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi. + evlat sakin ol, muavin orda mı? - hayır, otobüste değil, tanrım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok! + tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine. - ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil! + düşsün ****! oraya senin oturman lazım. - tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım? + direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek. - tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu + evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki + panelde bir çok gösterge var değil mi? tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda? - bismillahirrahmanirrahim. + hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! hız + göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun? - sıfır. + nasıl sıfır? dikkatli bak. - sıfır, gerçekten sıfır. ölecek miyiz? + otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli! - duruyooor + kalk sittir git eşşoğlueşşek! bize de panik yaptırdın. şoför uyanınca devam edersiniz.
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
TANRININ BİLE COZEMEDIGI BUYUKKKKKKK GERCEKKKKKKKK  ))))) Tanrı bütün meleklerini çağırmış ve -"ben yeni bir şey yaratacağım beni rahatsız etmeyin" demiş, üç gün sonra çıkmış ve yarattığı kadını göstermiş -"işte ben bunu yarattım" demiş Bütün melekleri kadına hayran kalmış Tüm Melekler: -"Tanrım sen ne güzel bir şey yaratmışşın" demiş, Tanrı: -"Aklımda bişiy daha var ,onu da yaratacağım beni rahatsız etmeyin"demiş Aradan 1 hafta 1 Ay,3 Ay derken bayağı zaman geçmiş Melekler merak içinde kalmış acaba ne yaratıyor diye, aralarında konuşmuşlar ve Cebrail'e sen git bir sor bakalım demişler. Cebrail Tanrının huzuruna çıkmış -"Tanrım ne yaratıyorsun tüm kulların merak içinde" demiş. Tanrı: -"Erkek diye bişey yarattım ama sapı elimde kaldı. bir türlü sapıyla beyni arasında bağlantı kuramıyorum. Birisi çalışsa, diğeri çalışmıyor,bir türlü çözemedim"
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
fazla hakaret icerikli olmadımı bu bide allahı bole konulara tasıman cok yanlıs.. biraz daha düşünerek konu acın pls..
|
|
Fearless (Kullanıcı)
360 Delisi
Gönderiler: 2891
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
MANGAL VE KADIN )))))))))
Mangal :
Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır:
ERKEK 1. Erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. KADIN 2. Kadın ızgarayı temizler. 3. Kadın bakkala gider. 4. Kadın kasaba gider. 5. Kadın fırına gider. 6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir.
10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. Kadın tatlıyı hazırlar. 14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir.
15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer.
17. Adam içkileri doldurur. 18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder. 20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar. 21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar.
[b]22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır[/b
23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar.
24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
..:: Sakın büyüme küçük Kız ::..
Küçücük kâğıtlardan, renkli kalemlerden, bir tebessümden, daha dün açmış bir kır çiçeğinden mutlu olmayı başardın; ama hayatı ciddiye almamayı başaramadın. Kendin gibi yaşamayı başarabileceğin bir şato yarattın içinde, ancak sızmaları engellemeyi başaramadın yine de. Kendi şatonun mutsuzluk kulelerinde intiharı deneyip durdun be küçük kız. Adını koyamadığın mutluluğa giden yollarda kayboldun. Hayat denen balta girmemiş ormanın karanlık labirentlerinde bulamadın kendini. Yalancı rüzgârlar konuk oldu dallarına daha çok. Çocuk oldun üzdüler, büyüdün kaldıramayacağın kadar ağır sorumluluklar yükledin kendine, hata yaptığındaysa affetmediler seni. Boş verdin kendine biraz da, büyük hayallerin peşinde harcadın bir daha geri gelmeyecek anları. Hiçbir zaman olmayacak olanı, insanların seni anlamasını beklerken, muhteşem bir hata daha yaptın ve kırıldın, üzüldün, ağladın. Severken yürekli sevdin. Ancak ak kâğıt üstünden kayıp gitti yazdığın aşk şiirlerin ne yazık ki. Yanlış, korkak yüreklerde yer aradın sevgine. Uzun sürerdi yolculukların ve dönüşlerinde her dem taze olurdu insan sıcaklıkları ile yoğrulmuş küçük öykülerin. Seni sen olduğun için seven ne kadar da az insan varmış çevrende. Belki de nedeni buydu, dostlarının sayısının bir elin parmaklarını bile geçemeyişi. Kitap okumayan, şiir sevmeyen, sokaklarında kedilere tekme atan insanların yaşadığı bir ülkede, şiir gibi yaşamaya kalktın hayatı. Ve böyle bir ülkede, anlayamadın kafayı yememek için insanın bir tahtasının eksik olmasının gerekliliğini. Ne kötülük tohumlarının gizini çözebildin, ne de çiçeklerin bile zehirli olabileceği geldi aklına. Uzatılan her eli sıcak sanmaktan alamadın kendini. Sahte gülüşlere yer yoktu hayatında, şaha kalkmış sevinçlerinin hemen yanında, yakıcı bir hüzün de bulunurdu duru bakışlarında. Berbat bir acemi, su katılmamış bir amatör olarak atıldın kavgalarına. Nedeni buydu belki de, yolunun düştüğü her cephede aldığın yenilgilerin. Planı hiç yapılmamış kaçışlardı aslında küçük kız, kanayan kentlerin birinden diğerine yaptığın yolculukların. Yoksa sen de, aynı anda her yere yağmaya kalkan şaşkın bulutlar gibi miydin sevgili küçük kız? Ne yaparsan yap; büyümeye kalkma sakın küçük kız. Büyürsen, şaşkın, hesapsız, acemi, özgürlüğe bile bağlanmaktan korkan bir gezginini daha kaybedecek dünya.
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
GERİ DÖNSEM... GERİ DÖNSE... Kader ayırdı derler... Hep ayırır mı kader? Kader aynı zamanda birleştirir de hiç ummadığın yer ve zamanda. Bu sürprizlere alışık değil misin? Çok bekledin mi kaderin birleştirmesini? Ama bekleme, O hiç ummadığın bir anda özlem duyduklarını çıkarır karşına. Çizilmiş yol gibi... Geçen dakikalar zamanı dolduruyor. Sen farkında olmasan da geçen her dakikanın, zaman ilerliyor... Durdurmak mümkün değil. Bu yol çizilmiş, geriye dönüşü olmayan yol. Karşına çıkanlarla yetinmelisin. Adımlar atarsın durmadan. Yeni başlangıçların olur. Yolda bıraktıkların, yola devam ettiklerin... Unutmadıkların... Hayat hiç geri döndürmez mi ? Gitsen şimdi büyümemiş hallerinde bulsan arkadaşlarını. Oynasan gene sokak kokana kadar. Yağmur yağarken o malum şarkıyı söylesen sokak ortasında "Yağmur yağıyor, seller akıyor... Arap kızı camdan bakıyor..." Yağmurdan sonra çıkan gökkuşağına sevinsen hoplaya zıplaya. Geri dönsen ilkoluluna, ilk öğretmenine, ilk ders arkadaşlarına... Ne mümkün değil mi? Yola devam ettiklerin çoktan büyümüşler. Ama yola yeni başlayanları gördükçe mutluluğun artmalı. Onlar da yaşayacaklar senin mutluluklarını. Her çocuk söylemeli arap kızını. Her çocuk horoz şeker yemeli, gazoz içmeli kavurucu sıcaklarda. Ailesiyle çay bahçesinde otururken denize taş atmalı. Her çocuk iğdeyi bilmeli ve yemeli. Keçiboynuzunu da... Kağıt helvayı yemeyen kalmasın, arasında dondurma olandan. Uçan balon mutlaka alınmalı. Ve her defasında eve götüremeden kaçırılmalı elden, bakakalmalı arkasından. Ve bir umutla el sallamalı balona. Bir dilek tutmalı o sırada çocukça... Hep giderken, büyürken sen, geride bırakırken... Hiç dönmeyecek değil ya gidenler... Dönerler elbet, birgün karşına çıkarlar... Sevinmez misin buna? Bu anda durdurmak istemez misin zamanı? Ama durmaz yol hep ilerler... Yine kaybetmek istemezsen bu sefer söylemelisin. Özlem duydukların karşına ikinci kere çıkar mı sanıyorsun? Bu sefer gitme diyebilmelisin... Gitmeyecek kadar değerliysen sen... Gitme diyecek kadar değerliyse o... Pişmanlıkları acı ile yaşamaktansa, keşke demektense sonradan, söyleyemediklerini söyleyebilmeli insan korkmadan... Yaşamaktan korkmadan, sorumlulukları kenara iterek icabında, yaşayabilmeli doyasıya. Hayatın zorunluluklarında tıkılıp kalmamalı. Bu taşıyıcı bedenin bir yerlerde parçalanıp gitmesini bekleyerek yaşamak ne kadar doğru? Zaman da hiç durmazken neyi bekleyeceksin? Zaman kaybetmemek en iyisi... Hayatı mutlu yaşayabilmeyi başarmalı sonunda...
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
melankolik yazan:MANGAL VE KADIN )))))))))
Mangal :
Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır:
ERKEK 1. Erkek mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. KADIN 2. Kadın ızgarayı temizler. 3. Kadın bakkala gider. 4. Kadın kasaba gider. 5. Kadın fırına gider. 6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir.
10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. Kadın tatlıyı hazırlar. 14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir.
15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer.
17. Adam içkileri doldurur. 18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder. 20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar. 21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar.
22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır[/b
23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı mutlu olup olmadığını sorar.
24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır[b]keşke bööle genelleme yapmasalarmış....mutfak ve eşe yardım konusu artık eskisi gibi değil...kaba tabirle fifty-fifty yapılıyo herşey...
en azından etrafımda hep böyle aileler var...
üztelik mangalda da kessinlikle bayan çalıştırmam... hahahaha
  
|
|
EzErEr (Kullanıcı)
Asistan
Gönderiler: 139
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
sinemm yazan:PerfectStorm yazan: fazla hakaret icerikli olmadımı bu bide allahı bole konulara tasıman cok yanlıs.. biraz daha düşünerek konu acın pls.. benim düşdüklerimi düşünmüşsün canım ne güzel aynı seyi düşünmüşüz arkadasim
|
|
Fearless (Kullanıcı)
360 Delisi
Gönderiler: 2891
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Can Yücel
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
SENDEN VEFALI ÇIKTI GÜLLER..
Senden vefalı çıktı verdiğin güller
Yedi defa açıyorlar bir yılda
Yedi defa gülüyor her bir goncası
Soğuk küstürmüyor
Sıcak soldurmuyor
Beni her gün öldürmüyor
Senden vefalı çıktı verdiğin güller..
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Sevdiğim yazılar:) önce
|
|
|
İnsanı iki şey öldürürmüş Birincisi =Sevmediği insanın silahından gelen mermi, İkincisi=Sevdiği insandan gelmeyen ilgi
İki şey kalitesiz insanın özelliğidir 1 Şikayetçilik 2 Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen puroblemleri bile çözer 1 Bakış açısını değiştirmek 2 Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek.
İki şey yalnış yapmanı engeller, 1 Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2 Hak yememek
İki şey gözden düşürür 1 Demogoji 2 Kendini ağıra satmak
İki şey insanı nitelikli insan yapar, 1 İradeye hakim olmak, 2 Uyumlu olmak.
İki şey insana ekstra değer katar, 1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.
İki şey geri bırakır, 1 Kararsızlık 2 Cesaretsizlik.
İki şey keşif yapar, 1 Nitelikli çevre, 2 Biraz delilik.
İki şey başarının sırrıdır, 1 Ustalardan ustalığı öğrenmek, 2 Kendini güncellemek.
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır, 1 Niyetin saf olması, 2 RuhsaL farkındalık.
İki şey milyonlarca insandan ayırır, 1 Sorunun değil, çözümüm parçası olmak. 2 Hayata ve her şeye yeni farklı bakış açısıyla yaklaşmak.
İki şey gelişmeyi engeller, 1 Aşırılık 2 Felakete odaklanmış olmak.
İki şey çözüm getirir, 1 Tebessüm 2 Sükut
İki şeyin değerini kaybedince anlarız. 1 Anne 2 Baba
İki şey geri alınmaz 1 Geçen zaman 2 Söylenen söz.
İki şey gerçek sondur. 1 Cennet 2 Cehennem
İki şey ulaşmaya değer 1 Sevgi 2 Bilgi.
İki şey hayatta önemli olan her şey içindir 1 Nefes alabilmek, 2 Nefes verebilmek... _________________
|
|
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
|
|
|