|
Duyguların, iyi niyetlerin, dostlukların puştlaştığı bir devirde yaşıyoruz artık! Yiğitliklerin, dürüstlüklerin raflara kaldırıldığı, kokuşmuş düzenin çarklarında öğütülerek yetişen soysuzlar guruhuna teslim olmuş gibiyiz son 20 yıldır. Tarihdeki faziletli Türkü bitirmek adına her yol denenmiş ülkemizde; öylesine çarpık zihniyetli nesiller yetiştirildi ki; bizi biz eden şanımızı, şerefimizi yok edecek; akıllara gelmez hainlikler sergilendi. Depremler yaşatıldı yüreklerde, beyinlerde ve ülkemin genelinde soytarılıklar maharetmiş gibi lanse edildi. Diline, edebiyatına, tarihine; velhasıl milli ve manevi tüm değerlerimize saldırmak ve saldırtılmak alışkanlık haline getirildi!..
Biz böyle miydik yakın tarihimize kadar? Elbette değildik! Şanı yüce milletimiz ve devletimiz; Mustafa Kemalimizin öncülüğünde yeniden soylu şahsiyetine kavuşturulduğunda ne çok ümitler bağlamıştık geleceğimize... O büyük liderin önderliğinde ne güzel planlar yapılmıştı. Vefatından sonra maalesef her şey hasır altı edildi ve devletimiz yine sahipsiz bırakıldı. Müttefik sandığımız devletler ensemizde boza pişirdiler de hala anlayamadı devletimizi yönetenlerimiz. Halkımız kasten cahil bırakıldı.
Avrupanın, Amerikanın nerede kokuşmuş eğitim sistemi varsa milli eğitimimizin içine hançer gibi sokuldu ve nesillerimiz çarpık bir sistemle yetiştirildi. O yüzden de; demokrasimiz ara ara kesintiye uğradı. Askerlerimizin el attığı devlet yönetimide zaafa uğradı zaman zaman.
Yetiştirilen neslimize bir bakalım hangi nokta da? Özel okullar diye diye ve yabancı dille eğitim daha verimlidir yutturmacası ile başkalarına yürekleri ipotekli elemanlar yetiştirildi. Din kisvesi altında ve okullar açıyoruz ülkemizde ve diğer ülkelerde diye adeta çocuklarımızı ajan yetiştiren, kendi ülkesinden ziyade emir aldıkları ve palazlandıkları ülke adına hizmet veren birer kurumlar haline geldiler.
Yazık değil mi bu vatana? Nice vatan evlatlarını toprağın kara bağrına gömerken, hiç mi vicdanları sızlamadı bu alçakların? Suyunu içtiği, ekmeğini yediği ülkesinin hatırı hiç mi yok?! Başka ülkeler adına hizmet etmeyi şeref mi biliyorsunuz? Şerefsizler!!!...
Konuştuğunuz veya konuşmalarını dinlediğiniz insanlara bir bakın! Ana dilimiz ne hale getirilmiş, nasıl bir konuşma tarzı? Dilimiz öylesine basitleştirildi ki; Afrika ormanlarında yaşayanların konuştukları kabile diline dönüştürüldü dilimiz !.. Bu ne aşağılık bir durum ? Son elli yılımıza bir bakın zahmet olmazsa! Ne kadar ilme, irfana faydalı yazılmış kitaplarımız var? Parmaklarımızın sayısı kadar bile yok! İnsanlarımız ayda, yılda kaç kitap okuyor? Çoğunluğumuza bakacak olursak kocaman bir HİÇ olacak cevabım! Gazete okumuyorlar ki, kitap okusun insanlarımız!
Kitap yazan arkadaşlarımızın kitap basımlarına baktığımızda ; bin adet, en fazla onbin basım yapıyor! El alemin ülkesine bakın bir de , bakalım kaç yüzbin adet bastığını göreceksiniz! Neden? Yazılan kitapların okuyanları çokta ondan!!!Çünkü kitap okumasını seven insanlar yetiştirilmiş o ülkelerde...
Maalesef bizim hasletlerimizin köküne kibrit suyu dökülmüş! Bu millet kendine gelmesin, güçlenip dünyaya yeniden adaleti tesis etmesin diye aydın süsü verilmiş KARA CAHİLLERİ başımıza sardılar!..
Uyanmalıyız, yeter bu kadar kış uykusunda kalmak! Sonra; kabile dili ve kültürü içerisine bizi hapsederek yok olacağız,ülkemiz elden çıkacak! O zaman da ruhumuza rahmet okuyup geçecekler ve biz her şeyimizi tarihimize gömüp biteceğiz böyle uyumaya devam ettikçe!
Diyorum ki kısa ve öz olarak;
Mustafa kemalin nutkunu, Orhun Abidelerine vurulan Atalarımızın öze dönüş sözünü, Osman Gazinin nasihatlarını içimize sindire sindire okumalıyız,okutmalıyız!
Her türlü emperyalizmin köklerini ülkemizden söküp atalım...
Aydınlık yarınlarımızı yürekten selamlıyorum...
|