Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Dr. Ziya Özel Tıp Tarihine Geçti (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
BAŞLIK: Dr. Ziya Özel Tıp Tarihine Geçti
#65380
Dr. Ziya Özel Tıp Tarihine Geçti önce  
bir çoğunuz bu adamı tanımazsınız yaş itibarı ile
ama bu doktor açıklamalarından sonra okadar şiddetle eleştirilip hakaretlere bile maruz bırakıldı. o tartışmalrı hatırlıyorumda. bende lise yıllarındaydım sanırım, yol başlarını tutan taşkafalı dinazorlar demedilerki bi araştıralım. şimdilerde de biri çıkıyor ban şu otla buna iyi gelen bir karışım yaptım diyor hemen hoooop sen bilimden ne anlarsın deyip adamı boğuyorlar yani batı cephesinde değişen hiç bir şey yok
hala geçmişten ders almıyoruz



Dr. Ziya Özel 46 yıl zakkumun kanseri tedavi ettiğini söyledi durdu. Ürettiği formülün patentini ABDden aldı. Ama ona kimse inanmadı. 81 yaşındaki Özel, ilaç üretme çalışmalarının Amerikada sürdürüldüğünü söylüyor. Ama kendisi öyle yılmış ki Artık ne hasta bakmak ne de mücadele etmek istiyorum diyor

Dr. Ziya Özelin adını pek çoğumuz ilk kez bundan 20 yıl önce duyduk. 1988de katıldığı bir televizyon programında kansere zakkumla çare bulduğunu anlatmıştı. 1962de Muğlada tanıştığı bir bitkiyi incelemeye başlayan Özel o yıllarda kendi deyimiyle Türkiyeyi dünyanın en zengin ülkelerinden biri yapacak olan bir buluşa imza attığına inanmıştı. Çünkü Özel bu bitkinin kanser üzerindeki etkilerini keşfetmişti.

Ne olduysa tam da Özelin bu bilgileri tıp dünyasının hizmetine sunmak istemesiyle oldu. Onun için Şarlatan ve Haddini bilmez diyorlardı. Adı artık tedavisinin esasını oluşturan bitkiyle birlikte zakkumcu Ziya olarak anılır olmuştu. Çalışmaları uluslararası düzeyde bilinir hale gelse hatta ABDde ilaç üzerine çalışmalar başlasa da Türkiyede hak ettiği itibarı bulamadığını söylüyor. Tüm yaşadıklarını yakında yayımlanacak bir kitapta toplayan Özel Tek derdim bu ilacı yaparak Türk insanını korumaktı. Tek başıma bu kadar başarabildim. Artık hasta bakmıyorum diyor.

- Neden başka bir bitkiyi değil de zakkumu incelemeye başladınız?

- Ben cerrahım. 1962de Muğla Hastanesine tayin oldum. Tatil günlerimde civar köyleri geziyordum. Oralarda köylülerin cilt kanseri olan yerlerine zakkum yapraklarını koyduklarını gördüm. Ankara Hıfzıssıhhada bir araştırma yaptım ve orada Fransızca bir kitap gördüm, içinde şöyle bir cümle vardı: Olaender bitkisinin (zakkum) terkibi tam araştırılsa bir ilaç hazinesi olduğu görülür. Acaba bundan ilaç nasıl yapılır diye araştırmaya başladım. O sırada bana cilt kanseri bir hasta başvurdu. Kadını ışın tedavisine gönderdim ancak gitmedi. Zakkumun usaresinden bir pomat hazırladım, yaraları iyileşti. Sonra araştırmaya başladım.

SEN KİM OLUYORSUN DEDİLER

- Bu arada hasta kabul etmeye başladınız değil mi?

- Hiç istemiyordum ama akın akın hasta geliyordu. Hatta dönemin Tarım Bakanı İlyas Karagözün bir yakını son umut olarak bana geldi. Midesini açtım ama hemen kapattım çünkü kanser her yerini sarmıştı. Eczacılık ve ziraat fakültelerinde okuyan iki oğlu vardı, onlara babalarının çok kısa bir ömrü kaldığını anlattım. Ama onlar yaptığım çalışmayı babalarına uygulamam için ısrar ettiler. Epey bir iyileşme oldu ama uzunca bir süre hastadan haber alamadım. Aradan bir buçuk sene geçti, bir adam geldi ve Ben mide kanseri olan hastayım dedi. Adam sapasağlamdı. Doğru yolda olduğumuzu anladım.

- Bu çalışmaları meslektaşlarını zla ilk ne zaman paylaştınız?

- Bütün hastaları, vakaları topladım ve 1973te Tıp Günleri Toplantısı Kongresinde anlattım. Orada Elimde kansere iyi geldiğini tespit ettiğim bitkisel bir ekstre var. Bu, bugüne kadar kullanılan kanser ilaçlarına benzemiyor. Ne saç döküyor, ne kan değerlerini düşürüyor. Hiçbir yan tesiri yok dedim. Yani ilk kez kanserde bağışıklık sisteminin altını ben çizdim. Ama ertesi gün kıyamet koptu. Sen kim oluyorsun? dediler.

- Sonra ne oldu?

- Türkiyedeki şartlar böyle bir bilginin kabul görmesini engelledi. İlk televizyona çıkışım zaten öyle oldu. Orada yaptığım sunumu haberlerde yayınladılar. Bu hakaretlerden sonra yine de çalışmalarıma devam ettim. 1988de bir haber programa çıkardılar. Birkaç gün sonra da üç saatlik bir açıkoturuma çıktım. Söylediğinizin hiçbir geçerliliği yok dediler.

RAPORU AÇIKLAYAMADIK

- Televizyonda tartıştığınız hekimlerin karşı çıktığı nokta neydi?

- Bu kişilerden biri o dönem Türk Tabipler Birliği ikinci başkanıydı. Zakkumun kanser üzerinde hiçbir etkisi yok. Buna ait Hacettepe Tıp Fakültesinde Dinçer Fıratın bir araştırması var dedi. Ben Dinçer Fırat literatürden bulduğu bilgilerle TÜBİTAKa bir rapor verdi. Benim çalışmamla alakası yok dedim. Bilim adamı yalan söylemez dedi. Televizyon programında bu şahıslardan biri Bağışıklık sistemine etki eder demek önemli bir iddia. Kim bilir hangi uydurma laboratuardan bu raporu aldınız? Sandoz, Roche gibi önemli şirketlerden alsanız öper de başıma koyarım dedi. Programda dönemin Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı da vardı.
Akarcalının çantasında da Sandozun bizim ilaç üzerine yaptığı araştırmanın raporu vardı. Ancak üzerinde gizlilik damgası bulunuyordu. Dolayısıyla açıklayamadık. Bir süre sonra bir gazete Sandozun raporunu yayımladı. Sonra gazeteciler bu hekime gidip Sandoz bu araştırmayı yaparsa öpüp başıma koyarım demiştiniz dediler. Bu kez o hekim Sandoza ben kırmızıbiberi yollasam içinde iki tane immün sistemini etkileyen madde vardır diye rapor verir. Onların yaptığı çalışmaya güvenmiyorum dedi.

Formülü evinin mutfağında üretti patentini ABDden aldı

- Zakkumla ilgili yurtdışındaki çalışmalar nasıl başladı?

- Bu ilacın dünya önüne çıkması için aşılması gereken çok merhaleler vardı. Bunlar benim maddi gücümün çok ötesinde şeyler. Mesela patent konusunu Türkiyede bilen yok. Patent için ABDye başvurduk. Eğer yararı ve kullanılabilirliğ i ispat edilmezse ABDden patent alamazsınız. Bizim patentimiz altı yılda çıktı.
Oğlum başvuruyu 1986da yaptı. Patent için yaptığım çalışmayı bir bilimsel dergide yayımlatmamız gerekiyordu. Daha bilgileri bırakır bırakmaz bir dergiden arayıp oğluma Kansere ilaç bulmuş olamazsınız. Böyle bir şey olsa Türkiye köşeyi döner. Böyle bir çalışmaya önce devletiniz sahip çıkar. Siz doğru söylemiyorsunuz demişler.
Bu cevap karşısında çok müşkül durumda kaldık. ABDde yayımlanan yazarını hiç tanımadığım bir kitapta Bitkisel Ajanların Kansere Etkisi başlığı altında zakkumu anlatıyor ve bizim ilacımız olan Anvirzelden şöyle bahsediyor: 25 yıl önce Türk doktor Ziya Özel zakkumdan toksik olmayan Anvirzeli elde etti. Özel kendi ülkesinde kabul görmedi. Çalışmak için evinin mutfağını kullanma mecburiyetinde kaldı. 1992de ABDden patent aldı. 494 hastasını tıp kongrelerinde takdim etti.

İlacın sahtesini üreten Honduras köşeyi döndü

- Türkiyede hala çalışmalarınıza ilgi gösterilmiyor mu?

- Dünya tıp literatürüne ismim geçti. Ama Türkiye hala ilgisiz. Memphisdeki Danny Thomas Araştırma Merkezi benim formülümü incelerken Türkiyeden Sağlık Bakanlığı oraya Bu adam sahtekar diye yazı gönderdi. 1996daki bu araştırma kesildi. Bulduğum formülden üretilen Anvirzel adlı ilaç İrlandada kullanılıyor. İrlanda beni davet etti, oradaki doktorları yetiştirdim. Hondurasta bu ilacın sahtesi yapılıp satılıyor, köşeyi döndüler. İrlanda Tıp Birliğinin şeref üyesi oldum. Ama Türkiyede mesleğinin 50. yılını dolduran hekimlere verilen Türk Tabipler Birliği plaketini bile bana layık görmediler.

- ABDdeki çalışmalar ne durumda?

- İlacın patentini aldık. Faz I denemeleri tamamlandı. Ama faz II için anlaşacak hastane ve onun imkanlarını karşılayacak bir şirket bulunması için çalışmalar devam ediyor.

İlacımla kanser olan kardeşimi de ve kendimi de tedavi ettim

Türkiyede olduğu gibi dünyanın her tarafında kanser ilacının bulunmasını engelleyecek karşı teşebbüsler olacağını hesap edebilirsiniz. Kemoterapi sektörü trilyon dolarların döndüğü bir piyasa.

Kız kardeşim tiroit kanseri oldu, teşhisini ben koydum. Ameliyatını ben yaptım. Şu anda hiçbir şikayeti yok. Ben de kanser oldum. Yüzümde bir ben çıktı. Kanserli olabileceğinden şüphelendim. Aldırdıktan sonraki tahlilde cilt kanseri çıktı. Dört buçuk ay kendime iğne yaptım ve iyileştim.

Şu anda televizyonlarda yalan yanlış o kadar çok şey söyleniyor ki bitkilerle ilgili. Türkiyedeki duruma üzülüyorum. Kanserli hasta artıyor. Beyin tümörlerinde artış var, bunu cep telefonlarına bağlıyorum.

Çok sayıda hekim hastam oldu. Ama onlar da seslerini çıkarmadı.

O kadar çok hasta iyileştirdim ki sayısını bile hatırlamıyorum

- Yılmadınız mı hiç uğraşmaktan?

- Bu suali beni gören herkes sorar. Fakat bir hastanızı iyileşmiş sapasağlam görünce size mücadele etmek için yeniden güç geliyor. Size ölüm halinde hastalar geliyor ve siz kendi gözlerinizle onların iyi olduğunu görüyorsunuz. Ondan sonra bu mücadeleyi nasıl bırakacaktım ki... Ama artık hasta kabul etmiyorum.
Bir kişi tek başına Türkiyeye yetmez. Binlerce kanserli hasta var. Tedavi ettiğim kişilerin sayısını hiç bilmiyorum. İyileştiğinden haberim olmayan onlarca hasta var. Bazen tesadüfen öğreniyorum. Bir kitap yazdım, şu anda yayınevleriyle görüşme halindeyim, yakın zamanda yayımlanacak. Şimdilik adı Dr. Ziya Özel ve Zakkum Gerçeği. Kitapta bütün hayatımı ve yaşadığım her şeyi yazdım.

- Bundan sonrası için beklentiniz nedir?

- Gönül ister ki bir kuruluş bunu sahiplenip, piyasaya çıkaracak hale getirsin. Dünya ne yapıyor en azından bunu incelesinler. Hondurasta bu ilacın etkileri ne olmuş, İrlandada Hepatit C tedavisinde bu ilaçtan nasıl bir netice almışlar. Ona baksınlar. Benden bu kadar; yoruldum ve bıraktım. Günün birinde bu ilaçlar yurt dışından ithal edilecek. Eğer daha evvel harekete geçebilseydik Türkiyenin kimseye borcu kalmazdı.
udrn (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1111
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
 
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.  
#65401
Dr. Ziya Özel Tıp Tarihine Geçti önce  
gerçekten çok yazık olmuş kendi değerlerimize sahip çıkmadıkça sürekli dışarıya muthac kalacagız....
önemsiz (Kullanıcı)
Profesör
Gönderiler: 971
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
 
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.  
Cevapla