Tekbir Giyimin "Yeşil Sosyete"nin büyük ilgi gösterdiği defilesi, İslami camiayı karıştırdı. İslami yazarlar ve camianın ileri gelenleri, kreasyonun Kuranın emrettiği tesettür giyimle alakası olmadığı fikrinde birleşti, hatta daha da ileri gidenler, "moda ve defile kavramının, örtünmenin mantığına aykırı olduğunu" savundu.
TEKBİR Giyimin sahibi Mustafa Karaduman, 3 eşli olduğunu, tüm eşleri ve çocuklarıyla birlikte aynı evde yaşadıklarını itiraf etti.



Yemeyin bizi - Pakize Suda"YEŞİL Sosyete"yi görmüşsünüzdür gazetelerde.
2008 İlkbahar-Yaz modası tesettür kıyafetlerinin tanıtıldığı defileyi izleyen "sözde kapalı" genç kızları...
Kiminde daracık blucin, vücudu saran üst, Swarovski taşlı başörtüsü, kiminde file çorap...
Ne diyelim adına? Örtünme? Kapanma? Tesettür?
Her neyse...
Bunun tek sebebi "inanç"sa eğer...Ve maksat "bedenin dikkatlerden uzak tutulması"ysa...
Çarşaf en uygunudur bana göre. Durun bir dakika! Hemen celallenmeyin!
Çarşafı övmüyorum. Sadece şunu söylüyorum:
İnanç söz konusu olduğunda, çarşaf giyenleri Swarovski taşlı başörtüsü takanlardan daha samimi buluyorum.
Yoksa Türk kadınını çarşaflı görmek istediğimden değil.
Ne gözüm ister bunu, ne gönlüm. Ama işte dediğim gibi...
"İnanç" diye çıkıyorsa birileri ortaya...
"Öyleyse çarşaf giyin" derim ben de!
Bel girintinizi... Göğüs çıkıntınızı...Kalçanızı, bacağınızı gizleyin, göreyim inancınızı!
Saçından başka "gizlisi saklısı" olmayan genç kızlara söylüyorum elbet bunu.Peki ayıplıyor muyum ki "Bizim kız bizden kaçar" durumundaki kardeşlerimi?
Asla! Çok doğal buluyorum hallerini.
Çok da iyi anlıyorum onları.
"Kadınlık hali"dir halleri...
Hele o yaşlarda... "Ben buradayım" diye bağırası vardır bedenin her bir santiminin...
* * *
Peki ne diyorum şimdi ben?
"Yemeyin bizi" diyorum.
Bu örtünmeler inancın gereği falan değildir.
"Simge" de değildir. Bir akımdır bu. Bir moda.
Ne diyor mesela kadın dergileri...
"Bu sezona pudra rengi damgasını vuracak!"
Bunun gibi bir şey işte bu da.
Ya da bir nevi "ikoncan" olma durumu.