Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Saçlarımız Ağarıncaya Dek... (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
BAŞLIK: Saçlarımız Ağarıncaya Dek...
#66902
Saçlarımız Ağarıncaya Dek... önce  
Yağmanın özgürlük, işgalin demokrasi götürmek gibi anlamlara büründüğü çamurlu havuzun, pislik akan çeşmeleri hâlâ dinmek bilmiyor. Zehirli suları, Afganistan, Irak derken şimdi de bir gözü İrana, diğer gözü Suriyeye dikmiş, dünyayı kendi şaşılığına sarmalama gayretinde akıp duruyor. Ama çaresiz! Ama yarınsız!
Oysa yarının muştusu yine yarınların minicik ağızlarının, ellerinin kocaman yürekleri ile birleştiği yerden avazı çıktığı kadar belli ediyor kendini. Dünyanın dört bir yanından sesler, ellerle; şarkılar şiirlerle birleşiyor. Ve ABD, binlerce kilometre ötelerde kendine çocuk düşmanlar kazanıyor.
Hindistanda bin çocuk, Iraklı kardeşleri için kolları sıvıyor. AWACSların görkemli görünüşünü, resimlere yansıyan çocuk gülüşleri darmaduman ediyor. Bugün oyun oynadıkları sokaklar işgal altında olan Iraklı çocuklar, ellerinde yarınları, Hindistanlı kardeşlerinden gelen bin resmi sıkıca, bırakmamacasına tutuyor.
ABDnin bu sefer ki dişli düşmanları 8 yaşındaki Jose Lois, 9 yaşındaki Jamie, 7 yaşındaki Antonio, 10 yaşındaki Kristina, 7 yaşındaki Paco ve 10 yaşındaki Rebecca.
Bu altı yürek güzel günlerin yol haritasını çıkarıyorlar ve Biz savaşacağız isimli şu şiiri yazıyorlar topluca:
duman kara duman...
görülmez oldu her şey...
geriye hiçbir şey kaldı...
ağlayanlar...
yanan ağaçlardan...
ve dumandan başka...
...
uçaklar ve daha çok uçaklar...
askerler saldırmak için geldiler...
silahlı askerler...
...
Biz savaşacağız...
Bu savaşı durdurmak için...
savaşacağız...
Öylece oturup insanların...
ölmesine izin vermeyeceğiz...
savaşmamız gerekir...
insanlar ölmesin diye...
...
bombalar üstüne düşüyor insanların...
hayatları yıkıyor...
mermiler, daha çok mermiler...
hüzün bağrışları...
telaşlı öfkeler...
sığınaklara kaçışlar...
yıkılan binalar...
enkazlara tırmananlar...
...
Biz savaşacağız...
Bu savaşı durdurmak...
için savaşacağız...
Öylece oturup insanların...
ölmesine izin vermeyeceğiz...
savaşmamız gerekir...
insanlar ölmesin diye...
...
kediler ve köpekler öldü...
kuşlar uçamadı artık...
yandı yapraklar...
kapkara oldu çimler...
tanklar...
tanklar geliyor...
...
Biz savaşacağız...
Bu savaşı durdurmak için...
savaşacağız...
Öylece oturup insanların...
ölmesine izin vermeyeceğiz...
savaşmamız gerekir...
insanlar ölmesin diye...
Bir diğer şehirde bu sefer Kolkotada da eline Rita Gupta alıyor kalemi. Hüznün melodisi diyor şiirine ve barışı saçlarım ağarıncaya kadar adımlayacağım diye bitiriyor.
 Yumuşak bir ezgi yer ediyor dilimde ;
Nedenini nasılını kestiremiyorum;
Dumanlı bulutların ortasında;
yer buluyorum kendime;
Çevresinde fırıl fırıl dönüyor;
aklım Nefretin oralarda;
iniş çıkışları neden?;
Nefretin here yeri sarması neden?;
Oralarda halen çınlayan;
Hüznün melodisi...;
;
Üstesinden geliyorum;
şarkı söyledikçe;
Çınladıkça bastırıyorum o sesi;
Savaşın sesi bu...;
;
Katılmayacağım bu vahşete;
Ezginin yolunu;
Barışın ezgisinin yolunu;
Adımlayacağım hep..!;
Saçlarım ağarana dek...;
Hindistanlı çocuklar başlarında Sbrata Ghosh adlı öğretmenleri ile Iraklı çocuklara bin resim ve şiirler gönderiyor. Zehirli su birikintisinin yollarını berrak okyanuslar kesiyor!;
Ama direngen! Ama insan! Ama umutlu!
aristokrat (Kullanıcı)
Profesör
Gönderiler: 536
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
 
Son Düzenleme: 03/05/2008 16:42 Düz. aristokrat.
 
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.  
      Başlık Yazar Tarih
 
Saçlarımız Ağarıncaya Dek...
aristokrat 03/05/2008 16:41
Cevapla