|
Herkes gibi biz de, iğrenç magazin programlarını seyretmeyiz. Biz de, sabah-akşam belgesel seyrederiz. Belgesel seyretmek üzere ekran karşısına geçtiğimizde "doğa bekleriz"! Belgesellerin olmazsa olmazı; hayvanların yemesi, içmesi, uyuması, uyanması ve tabi ki sevişmesi. Hayvanların sevişmesi? "Hayvan gibi sevişmek" de ne demek? Hayvan dediğin, hayvan gibi çiftleşir.
İnsan eşine; O'nu yeni bulup da, -özellikle ilk kızışma döneminde- "hadi çiftleşelim!" dediği an, baltayı taşa vurmuş demektir. Baltayı(!) taşa vurduğu anda da, olacaklardan hiç kimse sorumlu değildir. Hayvanlar çiftleşir, insanlar sevişir. Bu nüans unutulmamalıdır.
Konuyu daha fazla döndürüp dolaştırmanın alemi yok. Bu haftanın konusu: Evrim Teorisi. Zamanında, "Evrim Teorisi" adı altında bir teori atılmış ortaya. Yaklaşık 150 yıllık geçmişi olan bu teori halen haklı olarak tartışılmakta. Darwin Amca ve ard gelenlerinin genel inanışına göre, insana en yakın hayvan maymun! Tartışılır..
[i][i][i][i][i][i][i][i][i]NEW YORK - Türkiye'nin evrim teorisine en az inanan ülke olduğu ortaya çıktı. Uluslararası bilim dergisi Science, 2005 yılında Amerika Birleşik Devletleri ve 32 Avrupa ülkesinde yaptığı evrim araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Araştırmaya katılanlardan 'İnsan, hayvanların daha erken zaman türlerinden gelişmiştir' tezine 'doğru', 'yanlış' ya da 'emin değilim' yanıtlarından birini vermeleri istendi. Katılanlar arasında, evrime en az inananların Türkler olduğu ortaya çıktı.
Dergi, 2001 yılında aynı soruyu Japonya'da da sormuştu. Araştırmaya katılan Türklerin yarıdan fazlası evrime inanmadığını söyledi. Türkiye'nin ardından evrime en az inanan ülke Amerika oldu. Science dergisine göre, evrime en çok inanan ülke nüfusun yaklaşık dörtte üçüyle İzlanda. Onu Danimarka, İsveç ve Fransa izliyor. Evrime inanmayanların çoğunlukta olduğu ülkeler arasında Kıbrıs Rum Kesimi ve Letonya da var.
Geçtiğimiz aylarda evrim kuramının ABD'de lise müfredatında yer alıp almaması geniş tartışmalara yol açmıştı. ABD'de evrim karşıtlarının başında Başkan George W. Bush yer alıyor. (The New York Times, anka)
Avrupa ülkeleri arasında yapılan araştırma, evrim teorisine, en az bizim halkımızın inandığını ortaya koymakta. Gariptir. İnsanımız, dün suratına tükürüldüğünü unutmasına karşın, fi tarihinde atasının maymun olma ihtimalinden halen çekinmekte. Maymundan farklı meziyetlerinin ne olduğu sorusuna ise "insanca" yanıt verilememekte! Ye, iç, çiftleş-seviş ve öl git..
Çiftleşe-sevişe bugünlere geldi insan! Benim Evrim Teorisine çekincem; insanın maymundan geldiğine inanan kesimin, insanın başka bir hayvandan da gelme ihtimalini gözardı ediyor olması yönüyledir. Oysa ben; saklayacak, gizleyecek değildim, sorsalar söylerdim. Düşündüm, gözlem yaptım, araştırdım ve noktayı koydum! Nereden geldiği belli insanın..
İnsan, lamadan gelmiştir! Teorimin kaynağı; bir tutam hayat bilgisi ve aldığı kadar da belgesel. Bilimsel gerçeklik nasıl elde edilir? Teorinin; bilimsel gerçeklikler ve hayat bilgisiyle genel geçerli doğrulara dönüştürülmesiyle elbette.
Anlatımlarımda: hayatımdaki belgeseller bilimsel gerçeklikleri; yaşadıklarımdan öğrendiklerim de hayat bilgisini temsil edecek. Bu esnada belgeseller, aldığı kadar hayat bilgisiyle, kulak memesi kıvamına gelene kadar yoğrulacak.
Belgesellerden çıkan sonuç: Lamalar, yemek, içmek, sevişip çiftleşmek dışında; canları istediğinde uluorta tükürebilirler.. Yani bu noktada lamalar bir, maymunlar sıfır!
Hayat bilgisi: Sabah kalktığımızda, akşam yatarken ve gün içinde tükürürüz.. İşi profesyonelliğe götürenler de var aramızda. Aralık iki dişi arasından nokta atışı yapanlar azımsanamayacak kadar çok yurdumda. Hangi maymunda var böylesine bir meziyet? Yok! Lamadan geliş yönüyle Evrim Teorimde insanımız bir, maymunlar sıfır..
Salt iki dişi ayrıkların yapabildiği bir davranış biçimi de değil tükürmek. Üstelik, tabandan tavana tüm kesimlerce benimsenmiş, adeta bir sosyalleşme tarzı tükürebilmek. Böyle sanatın içine tükürürüm, gibisinden laflarla kitlesine gülümseyen başkanlar, yeşil sahalarda milyon dolarlık futbolcular, kasaplar, manavlar.. Böylelikle, insanımızdan lamadan gelme yolunda bir gol daha!
Geçtiğimiz gün bir giyim mağazasının açılışı için düzenlenen sokak defilesinde podyuma çıkan Doğa Bekleriz, bir ara podyumun orta yerine tükürdü. Bu hareketiyle herkesi şaşırtan genç manken, "Hayatımda ilk kez podyuma tükürdüm. Böyle podyumun içine tüküreyim dercesine oldu ama ağzımın içine birden bir tomar geldi ve ben de tükürmeye başladım, yanlış anlaşılmasın" dedi.
Tükürme işinin, bilinçli yapılması yanında bilinçsiz de yapılabiliyor olması, lamadan geldiğimiz teorimi ayrıca desteklemekte. Bilimsel gerçekliklerin karşısında ne utanç ne esef duyulur. Olur da bir gün ağzınızın içine birden bir tomar gelir ve tükürmeye başlarsınız; o zaman anlarsınız.. Yanlış anlaşılmasın!
|