|
Reel sektöre açılan kredilerin ekonomik gelişmeye katkısı tartışılmaz. Uzunca bir süre, kaynaklarını büyük ölçüde kamuya aktaran, Hazine kağıtlarına yatıran bankaların son yıllarda reel sektöre yönelmesi, yatırımları, KOBİ'leri hatırlaması çok önemli. Ancak işin bir de tüketim tarafı var. Şurası bir gerçek ki, uzun yıllardan beri tasarruf kıtlığı çeken Türkiye, son dönemde tüketimin ciddi şekilde teşvik edildiği bir rüzgâr yaşadı, yaşıyor. Bu, tüketimde tahmin edilmedik artışları beraberinde getirdi.
Bununla birlikte, dünyada devam eden finans krizine AK Parti'ye açılan kapatma davasının oluşturduğu belirsizliğin eklenmesi, her şey gibi yatırımları ve tüketimi de etkiledi. Kişiler ve kurumlar frene bastı. Hem yatırımlarda, hem tüketimde daha temkinliler. Ayrıca yabancı sermaye girişi hız kesti.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB.) verilerine göre, 2005 yılında mevduatlarda yüzde 28,5 artış olurken, kredilerde yüzde 48,6'lık büyüme gerçekleşmişti. Bu oran 2006'da yüzde 22,8'e karşı yüzde 42,7 idi. Geçen yılki duruma göre de mevduatlardaki yüzde 14,6'lık artışa karşılık kredilerdeki artış yüzde 28,5. Yani geçen yıl hem kredilerde hem de mevduat artışında bariz bir yavaşlama göze çarpıyor. Bilhassa kredilerdeki ivme kaybının, son yaşananlarla birlikte, önümüzdeki günlerde daha da belirginleşeceği tahmin ediliyor.
TBB Genel Sekreteri Dr. Ekrem Keskin, nisan ayının ilk üç haftasındaki verilere dayanarak şu değerlendirmede bulunuyor: "Hem tüketici hem de genel kredilerde yavaşlama görülüyor. Makine ve inşaat yatırımlarında sıfıra yakın bir büyüme söz konusu. Tüketici kredilerinin sorunlu kısımlarında artış var ama bu bir tehlikeye işaret etmiyor."
Dr. Ekrem Keskin, bu tespitleri Van'da gerçekleştirdiğimiz sohbette yaptı. Keskin, Van ile ilgili olarak da, ilin hem tasarrufa hem de krediye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Verilere göre, son beş yılda Van'ın kredilerden aydığı payda önemli bir büyüme var. Fakat tasarruflardan aldığı pay aşağı yukarı aynı.
Van'a gelişimizin sebebi, Türkiye Bankalar Birliği'nin 2003 yılında başlattığı "Çok Yaşa Bebek" kampanyası. TBB, bu proje çerçevesinde bugüne kadar 52 ilde 92 hastaneye 560 tıbbi cihaz bağışlamış. Van Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi de onlardan biri. Birlik, beş yılda toplam 3,5 milyon YTL aktardığı proje çerçevesinde, "Çocukları Kazalardan Koruma Eğitimleri" de veriyor. Dr. Keskin, şu an yılda 1 milyon YTL ayırdıkları projede süre sınırı koymadıklarını, bağışlara devam edeceklerini söylüyor.
Evet, her şeyin başı sağlık ve denge. Ayrıca kazalara karşı da tedbirli olmak lazım. Ev içi ve ev dışı 'görünür' ya da 'görünmez' kazalar vs... Ekonomide de öyle. Sağlıklı kalkınma her şeyin başı. Ve insan sağlığında beslenme neyse ekonomide kaynak ve tasarruf da o. Bu konu, bizim gibi tasarruf açığı çeken ülkeler için son derece hayati bir konu. İçeriden ve dışarıdan kaynaklanabilecek 'kazalar' da öyle.
Dr. Ekrem Keskin, tasarruf konusunda bankalara önemli bir mesaj veriyor: "Bankalar tüketim kadar, tasarrufu da teşvik etmeli. Sürekli tüketime yönelik reklamların verilmesi dengenin daha da bozulmasına sebep olacak. Reklamlarda bu taraf eksik."
Keskin, vatandaşa da, "Ülke olarak tasarruf açığı veriyoruz. Daha fazla tasarruf etmemiz şart. Tasarruf demek tüketimi durdurmak değildir, tutumlu olmaktır. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak durumundayız." tavsiyesinde bulunuyor.
Bir yanda dünyadaki finans, enerji, gıda krizi, diğer yanda göz göre göre gerilen siyasi atmosfer. Bu yetmiyormuş gibi, birileri yeni krizler için yırtınıyor. Bu şartlarda tasarruf ve birikim daha da önemli hale geliyor.
Vatandaş, son dönemdeki gelişmelerle birlikte mecburen frene basmış görünüyor ama aslında tasarruf bazı dönemlerin değil, her dönemin altın kuralı olmalı. Hepimiz için. İnsanın kendi öz tasarruflarından daha sağlıklısı, daha sağlamı olabilir mi?
|