|
Bir özel tanım denemesi sunmak istiyorum: Öyle belletildiği için her şeye itiraz edene solcu, her şeyi kabullenene sağcı; kendi aklı ve iradesi ile bazen itiraz edip bazen kabullenene demokrat denir! Buradaki "demokrat" yerine, "varoluşunu gerçekleştirmiş insan" da diyebilirsiniz; hoş adam da, mutedil Müslüman da düşünmeyi ve eleştirmeyi bilen kişi de.
Bugün bizde demokrat olmak, siyasi bilimlerin tanımlarıyla değil, bireyin var oluşuyla ve temel kültür kavramlarıyla ilgili bir meseledir. Pratikteki somuttaki durum tastamam budur. Akademik tanımlar, yaşanan hayatın testinden geçer ve özel bir gerçeklik kazanır; gerçekliğini gözlemleyemezseniz, analizlerinizde sadece havanda su dövmüş olursunuz.
Bugün demokratlığın, ideolojilerle ve lojik kriterlerle ilgili tarafı hiç önem taşımıyor; ön plana çıkan, bireyin kafa ve ruh yapısındaki kişilik bileşeninin niteliğidir. Ve bu bazen, "normal insan" olmakla eşdeğer hale gelir.
Birileri diyor ki, "Demokrasi en üst değer değil, gerekirse demokrasi geriye itilebilir, askıya alınabilir." Halbuki, demokrasinin biçimselliğini önde tutup özüne ait temel bağlılıklarını ve değer ölçülerini güya demokrasi adına zedelemek; demokratlığın gereği değil, demokrasi aleyhtarlığının tezahürüdür. Baykal'ın ve benzerlerinin yaptığı da budur. Sayın Baykal demokrat olsaydı; en ağır eleştirileri yaparken bile, demokrasinin ihmal edilemez mesnet değerlerini dikkate almak şuuruna sahip bulunurdu. Bakış açısı, eleştiri üslubu, muhalefet tavrı böyle olmazdı.
Bizim dünkü solculuğumuzdan da sağcılığımızdan da bunun için hayır gelmedi. Düşünmeyi bilmeyen solculuk ve sağcılık duruşları, sadece, kavgada bir saf tutma tercihini ifade eder. Kavga etmekten başka yapacakları bir şey olmayınca, demokrasi onlar için ne ifade edecek? Kaldırırsın, kondurursun; açarsın, kaparsın; "şimdilik bu kadarı yeter" diye eyyamcılık limitleri belirlersin!
Alınması gereken gerçek tedbirlerin hepsi, demokrasiye rağmen değil, ona dayanarak alınması gereken tedbirlerdir. O tedbirleri gerçekleştirmek isteyen, demokrasiyi bir katlanma konusu olarak değil de bir enerji kaynağı olarak görme aklına sahip değilse, demokrasiyle beraber kendini de yaralar, tahrip eder. Demokrat tavır, bireyin demokrat tavrı; zaruri mücadeleler ve sertleşmeler için bile vazgeçilmez şarttır.
Evet, demokrat tavır sahibi bireyler varsa, demokrasi de gerçekten var olur. Hayatın gerçeklik sırrı bireyin realitesindedir. Kurumlar o sırrın tecellileri ile gerçeklik kazanır. Kitaplarda yazılı olanlar, ancak bu şuura sahip bulunanlar için anlam ifade eder.
... "İki seçim kazanmış, şu anki anket yoklamalarında da birinci sırayı tutan bir iktidar partisi" ne demektir? Önce bunu bir kavramaya çalışalım. Bunu kavramadan, sorumluluk kıyasının mantığı işlemez ki! Batılıların tepkisine kızanların göremediği şey, bunun kesin sonuçları ve hükümleri hakkında "demokrat ruhla ve kafayla düşünme" melekesinden yoksun oluşlarıdır. Bilmiyor, tanımıyor böyle bir melekeyi, meşrebi, hasleti, yapıyı. Onlar için eleştirmek, her şeyine itiraz etmektir; onun için tutmak, her şeyi kabullenmektir. Peki demokrasi nasıl var olacak, kimler var edecek? Demokrat aktörler yok ise, demokrasi sadece yazılı bir senaryodan ibaret kalır.
Şu an Baykal bir tek demokrat tavır cümlesi söylese, bir tek demokrat tavır hakşinaslığı jestine gönül yatırsa, ortalık aydınlanır!
Ama elinde değil, yapamıyor, yapamaz. "Demokrat tavır" geleneğinden, eğitiminden, birikiminden nasip alma şansıyla hiç buluşamamış. Bir ölçüde mazur da görülebilir.
Aldığı "Batı mukallitliği kültürüyle" (Batı kültürüyle değil!) kendi milliyetçiliğini, kendi solculuğunu, kendi muhafazakarlığını yapmaya kalkışanlar hepsi, bu durumdadır. Çünkü demokrat değildirler!
AHMET SELİM
|