Makaleler (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
|
BAŞLIK: Makaleler
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Recep Terim...
Fatih Terim kadar başarı kazanıp, Fatih Terim kadar sevilmeyen bir başka teknik direktör yoktur herhalde dünyada...
Aynı şekilde, Tayyip Erdoğan kadar oy alıp, Tayyip Erdoğan kadar sevilmeyen bir başbakan da yoktur.
*
Kaderleri ortak.
*
Bana sorarsanız, bu garip durum, Türk halkının "futbol"u ve "siyaset"i çok biliyor olmasından kaynaklanıyor... Herkes teknik direktör, herkes siyaset adamı.
*
Gir bir manava, sana Almanya karşısında nasıl oynamamız gerektiğini anlatsın... Veya bin taksiye, illa ki, işsizlik, enflasyon konularında çözüm önerileri vardır... Askerliğini kantinde onbaşı olarak yapan, Irakı nasıl dümdüz edeceğimizi bilir... Hayatında Edirneden öteye geçmemiş zabıta, Avrupa Birliği uzmanıdır.
*
Aslına bakarsanız, ahalinin kendini otorite hissetmesinin sebebidir, bizzat Fatih Terim ile Tayyip Erdoğan...
Ona bakar, bir de kendine bakar, pek bir fark göremediği için "o yapıyorsa, ben de yaparım" diye düşünür...
Mesela, Tayyip Erdoğandan başbakan oluyorsa, Hal Müdüründen niye olmasın?
Yıldırım Akbulut olmadı mı?
*
Ve, aslına bakarsanız, Fatih Terimle Tayyip Erdoğanın bunca başarıya, bunca oya rağmen, bu kadar gergin, bu kadar tahammülsüz, bu kadar tedirgin olma sebebi de, budur... "Ben olduğuma göre, başkası niye olmasın" diye düşünür... Olabilir çünkü.
NOT:
Travmanı da al git.
YILMAZ ÖZDİL
|
|
udrn (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1111
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Devlet AKPnin Çiftliği Gibi...
AKP 2002 yılında iktidara geldi. 2002 seçimlerinde AKP yüzde 35 oranında oy alırken DSP, ANAP, MHP ve RP Meclis dışında kaldı.
2002 seçimleri Bülent Eceviti, Devlet Bahçeliyi, Mesut Yılmazı politika sahnesinden çekti...
Bülent Ecevit yaşamını yitirdi, Tansu Çiller siyaseti bıraktı...
Mesut Yılmaz 2007 seçimlerinde Rizeden bağımsız milletvekili seçildi, Devlet Bahçeli MHPyi Meclise taşıdı...
AKP, 2007 seçimlerinde yüzde 47yle iktidara gelince şaşırdı...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan olmuştu...
Üniversiteler artık onlarındı...
Tarikatçı yapılanma ivme kazanmaya başladı. Yargı, Milli Eğitim, sağlık ve polis örgütü ellerindeydi...
AKP merkez bir parti olmak için yola çıkmamış mıydı?
Evet!..
Mesut Yılmaz geçen hafta Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubunun çağrılısı olarak Strasbourga gitti ve orada konuştu...
Yılmaz, toplantı öncesi gazetecilere çok önemli bir açıklama yaptı:
AKP altın fırsatı kaçırdı. Merkez olabilme şansını yitirdi. Özellikle son seçimden sonra izlediği politikayla, Cumhurbaşkanı seçimi, arkasından YÖK Başkanı ataması, türban meselesini genel özgürlüklerden ayırarak öncelikli olarak Türkiyenin gündemine getirmesi, üniversitelerle, yargı organlarıyla çatışmaya girmesiyle bu şansını kaybetti...
Dinci medya ve AKPnin tosuncukları, Mesut Yılmaza dört koldan saldırıya başladılar...
Nedeni açık!..
Mesut Yılmaz, AKPnin din eksenli bir siyaset yaptığını söyledi, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada...
Mesut Yılmaz gibi ben de parti kapatılmasını içime sindiremiyorum...
Peki, AKP nasıl bir yol izledi 2002den 2008e kadar...
Tarikat şeyhlerine, şıhlarına ödün vererek, müritlerini çok önemli kurumların başına getirerek...
Başbakan, Velev ki türban siyasi simge diyerek...
***
İki gündür Ankaradaydım, bugün İstanbula dönüyorum...
Başkentte siyasetin aktörleri AKPnin kapatılıp kapatılmayacağını konuşuyor, Mesut Yılmazın Siyaset boşluk kaldırmaz demesini tartışıyor...
Acaba yeni bir siyasal oluşum olur mu?
Böyle bir arayış 2007 seçimlerinden önce de vardı ama olmadı...
Ankaradan ayrılırken karamsarlığım daha da arttı...
AKPnin kapatma davasının ardından hukuk, yargı, demokrasi ve siyaset adına yaşananlar Türkiye için olumsuzdu.
Yargı görevini yerine getirirken devletin çatısını oluşturanlar, hukukun üstünlüğ, hukuk devleti ilkelerine uygun davranışlar sergilemedi.
AKP tarikatların şemsiyesi altında yaşam bulan Milli Görüş gömleğini çıkarmamış bir parti olduğunu her konuda kanıtlıyor.
Sabahattin Önkibar Yeni Çağ gazetesinde AKPnin 10 milyar dolarlık gıda bankaları rezaletini anlatan yazısı Bir Türkiye gerçeği olarak karşımıza çıkarken CHP ve MHP neden bu konuda sessiz kaldı?
AKPnin, Gelir Vergisi Kanununun 40. maddesinin 10. bendiyle 89. maddesinin 6. bendini değiştirip 40ın üzerindeki vakıf ve derneğin, kendi yandaşlarına devlet kesesinden para akıttığı gerçeğini Önkibar anlattı...
Avrupa Deniz Feneri, Kanal 7nin para havuzuydu, tokatçılar şimdi Frankfurt Cezaevinde...
Deniz Feneri bir ay kadar önce Pakistanda onuncu okulunu açtı; Devlet Başkanı Müşerref, Deniz Feneri yöneticilerini konutunda ağırladı.
***
Kaynağı nedir havuzu dolduran paraların?
Mehmetçik Vakfına yüzde beş vergi indirimi uygulanırken Deniz Feneri, Kimse Yok mu, İnsani Yardım Vakfı, Hızır Vakfı gibi kuruluşlara vergi muafiyeti yüzde yüz...
Bunlar Nakşi, Fethullahçı örgütler...
Tarhana, bulgur, peynir, fasulye, yağ, şeker, kömür devletin kasasından çıkıyor, dinciler yandaşlarına dağıtıyor...
Toplam 10 milyar...
Sanki devlet, babalarının çiftliği...
HİKMET ÇETİNKAYA
|
|
udrn (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1111
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Baston ile darbe... Bekir coşkun
PAŞAnın evinde tabanca da bulundu dediler.
Diyeceksiniz ki; evde fırın küreği bulunsaydı tuhaf olurdu da hiç Paşanın tabancası olmaz mı?..
Ben de kaç gündür bunu düşünüyordum; gazeteci Mustafa Balbayın masasında haber, üniversitedeki profesörde kitap, ATO Başkanı Sinan Aygünün kasasında para bulununca ben anladım, siz de anlamışsınızdır.
Ancak Paşanın silahı baston şeklinde.
O zaman iş değişiyor.
Yani, asıl darbe silahı bastondur belki.
Böylece baston ile darbe ilk kez bu memlekette yapılmış olacaktı.
Belki de Paşa topal numarası yapacaktı.
Bir ihtimal topal taklidi yaparak yanaşacaktı iktidardakilere, sonra bastonla kafalarına kafalarına...
*
Türkiyenin yakın tarihinde bu olanlara tıpatıp benzeyen bir "Madanoğlu davası" vardır, hatırlamalısınız.
Madanoğlu, emekli korgeneral...
1970lerin başında "darbe yapacaktı" denilerek bir sabah kapıya gelen polislerce (9 Mart) evinden alındı.
Onunla birlikte birçok subay suçlandı.
İlhami Soysal, İlhan Selçuk gibi muhalif gazetecileri, yazarları, kimi bilim adamlarını topladılar.
Sorgulamalar, eziyetler, suçlamalar sürüp gitti.
Sonra zaten boş dava düştü.
Ama bir şey başarılmıştı:
Sindirilmiş ve korkutulmuş yurtsever insanların gözleri önünde, Türkiyenin bir yandan ABD eğemenliğine, bir yandan ABD yandaşı din-siyaset tüccarlarına teslim edilmesi eksiksiz sağlanmıştı. *
Yine o dolap.
Kim ne derse desin, bu olup-bitenlerin arkasında iktidarın kendi adamları vardır.
Yandaş dinci basının tüm gizli sorgulamaları anında bilmesi, Başbakanın savcı gibi konuşmaya başlaması, demokrat (!) AKPnin sabaha karşı ev baskınlarından mutlu olması elbette rastlantı değil.
Bir başka zamanın, bir başka Madanoğlu davasıdır bu.
Bu sefer, sindirilmiş, susturulmuş, korkutulmuş insanların gözleri önünde, bir başka aşamadadır sıra...
Kendi Türkiyelerini kuruyorlar.
Paşanın baston şeklindeki tabancasından başlayarak..
|
|
elza (Yetkili)
Author
Yetkili
Gönderiler: 809
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Bu Konuya ÖzLem iyice arTmışTı Bende Tşq ederim..(: MaLum Şimdi Site KonuLarı..(:
|
|
ICE_MAN (Kullanıcı)
Ç?lg?n
Gönderiler: 1980
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 09/07/2008 21:59 Düz. elza.
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
9 Ağustos 1919 tarihli İstiklal Harbi Gazetesinin manşeti:
Mustafa Kemal Paşa : Biz siyasi partilere değil milli birliğe muhtacız
Mustafa Kemal bu demeci vermeden kısa bir süre önce, 31 Temmuz 1919da Damat Ferit hükümeti tarafından, İçişleri Bakanlığına verilen talimatla tutuklanması istenmiş.
Atatürkün umrunda bile değil.
Karış karış yurdu dolaşıyor, stratejik noktalarda kongreler düzenliyor&
Erzurum Kongresini topladıktan kısa bir süre sonra Damat Ferit, Mustafa Kemalin kongrelerini kanun dışı ilan ediyor&
Ve hemen arkasından 13 Ağustos 1919 tarihli İstiklal Gazetesi manşeti:
Amerikalılar Mandadan korkmayınız diyor.
Türkiyeyi Mandaya alıştırmaya çalışan Amerikan Tahkik Heyeti Başkanı Dr. Crayne, Manda bir ilimdir. İstenildiği zaman değiştirilebilir diyor&
Mustafa Kemal aynı gün yanıt veriyor: İslam alemi için kanlarını cömertce veren Türk Milleti Manda olmayı kabul etmeyecektir
Yukarıdaki satırlar bir milletin kurtuluş destanının kısa özetidir&
Kurtuluş, devam ediyor aslında&.
Amerika ve onun içerdeki destekçilerinden arınmaya çalışan bir Türkiye fotoğrafı var önümüzde&
Erol Taş ve Ediz Hunun yer değiştirmiş versiyonuyla film yeniden vizyonda&
Önünü arkasını bilmediğimiz Ergenokon olayını masaya yatırmak çok zor&
Masaya yatırdığımız nesne masadan küçükse, objektif olamıyoruz;
Şayet masadan büyükse, el yordamıyla tanımlamaktan başka çaremiz yok&
Bu satırları okuyan okurların bir kısmının itiraz ya da kabulünü şimdiden saygıyla karşılıyorum&
Ama ben bir Ergenokon cahiliyim ve hata yapma hakkımı sonuna kadar kullanacağım&
1) Ergenokon bir rejim meselesi mi, hukuki bir süreç mi? Yoksa, gerçekten darbe hazırlığında olan bir grup mu?
2) Darbe hazırlığı yok ise, Türkiye Cumhuriyetinin Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunmuş bir orgeneral (Özkök) diplomatik bir dille bile olsa, Evet, darbe hazırlığı vardı diye konuşabilir mi?
3) Diyelim ki darbe hazırlığı var& Peki, bu hazırlık tespitli ise, 13 aydır bu tespit neden kamuoyu ile paylaşılmadı?
4) Bir astsubay için, İyi çocuktur diyen Büyükanıt, orgeneraller için, İyi komutanlardı niye demedi?
Şurası benim açımdan net; Göremediğimiz fotoğraf, gördüğümüz fotoğraftan daha büyük!
Merak etmeyin;
İyiler kazanacak!
Talat Atilla
|
|
dozand (Kullanıcı)
Yeni Üye
Gönderiler: 12
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
İster misin günlükleri de Yusuf Has Hacib yazmış olsun...
Sinan Aygünle birlikte Barbaros Hayrettin de serbest bırakıldı" dediklerinde, bi an boş bulunup, "Piri Reis ne durumda?" diye sormuşum... Çünkü, general, amiral, Deniz Kuvvetleri Komutanının günlüğü, seyir defteri falan derken, "Barbaros Hayrettin Paşayı da aldılar" diye düşünmüştüm.
*
Alırlar mı alırlar.
AKPci gazetelerin yazdığına göre, bu Ergenekoncuların kökü, 600 senelik "Agarta" diye bir tarikata dayanıyormuş... Milattan önce 9 bin senesinde Atlas Okyanusunda batan Atlantis kentinden yüze yüze karaya çıkmışlar, Asyaya gelip, Tiyenşan Dağlarının mağaralarına yerleşmişler, sonra da tüneller kazıp, yeraltı örgütü kurmuşlar.
Bunlar, onların devamıymış.
*
Yüzüklerin Efendisindeki hobbitlerin de bunların bir uzantısı olduğu söyleniyor ancak, Sabah gazetesinde henüz bu konuyla ilgili belge çıkmadı.
*
Ama şu belge çıktı...
Amerikadan gelen bir gazeteci arkadaş, "bunların nükleer, biyolojik ve kimyasal silah" üretmeye çalıştıklarını, duyumları olduğunu söylüyor!
*
Dolayısıyla...
Allah hepimize sabır versin.
Biraz da akıl fikir.
*
Ha bu arada unutmadan...
O Atlantis mutlaka biz Türklerindir.
Batmış çünkü.
YILMAZ ÖZDİL
|
|
dozand (Kullanıcı)
Yeni Üye
Gönderiler: 12
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 16/07/2008 20:04 Düz. dozand.
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Dingil... Bekir Coşkun
BEN sadece "dingil"i yazmıştım:
Genelde kamyonlarda iki tekerleği birleştiren, borumsu, içi boş demir...
Dingil...
İki türlü dingil vardır:
Tek dingil, çift dingil...
(.........)
Yazımda isim yoktu.
Yani "Dingil" kim, belli değildi.
Ama AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat "Dingil benim" diye beni mahkemeye verdi.
Nerden çıkarttı?..
Nasıl anladı, bilemeyiz...
Hem de iki dava birden; birisi tazminat davası, para talep ediyor... İkincisi ceza davası, yani hapis...
Avukatım Şehnaz Yüzerin bildirdiğine göre, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı geçen gün ceza istemi davasında "Kovuşturmaya yer olmadığına" karar verdi.
Kararda, "Basının görevi, toplumu ilgilendiren tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, düşünmeye çağıracak yolda tartışmalar açmak, yöneticileri eleştirmek ve uyarmak, bireyleri içinde yaşadığı toplumun ve yaşadığı ülke sorunları yönünden bilinçlendirmek olduğuna göre. (...) Kovuşturmaya yer olmadığına..." deniliyor.
Bence ders niteliğinde bir karar.
*
Dingile gelince...
Beni, kamu düzenine karşı suç işlemekle suçladığı günlerde, yabancı medyaya Cumhuriyetin bir "travma" olduğunu söylemesi geliyor aklıma.
Bunun adı nedir bilemem...
Bu Cumhuriyetin okullarında okuyup diploma alan, şirketler kurup zengin olan, ayda 15 milyar maaşla milletvekili koltuğuna oturan...
O Cumhuriyete bağlı kalacağına namusu ve şerefi üzerine yemin eden...
Ama Cumhuriyeti kuranlara hakaret edip "travma" diyen bir insana ne denir?..
Adı nedir?..
Neye benzer?..
Ne gibidir?..
Artık siz bilirsiniz.
*
Sözlüklerde dingilin bir diğer anlamı; cambazların yürüdükleri telin üzerinden düşmemek için ellerinde tuttukları uzun sırık:
Dingil...
|
|
elza (Yetkili)
Author
Yetkili
Gönderiler: 809
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
Makaleler önce
|
|
|
Haincik Yılmaz Özdil
Zannedersin Cudidir.
Adam Karacaahmete kurmuş havanı Selimiye Kışlasına fırlatıyor; Çamlıcaya doçka yerleştirip aşağıyı taramasına ramak var...
*
Bizimkiler hálá uyarıyor:
"PKK demeyin, reklamı olur."
*
Ne diyelim mesela?
Terörişko mu diyelim?
*
Güngörende çoluk çocuk havaya uçuyor; Vali ebelek gübelek diyor, PKK diyemiyor.
*
Kardeşim...
Adını anmıyoruz diye, hayata mı küsecek örgüt? Psikolojik harekát şampiyonu ABD, Bushun "El Kaide" demesinde sakınca görmüyorsa, bizim PKK dememizde ne sakınca var? Gülmekten mi öldürmeye çalışıyoruz PKKyı?
*
Hatırlayın...
PKK, terör örgütü listelerinden çıkmak için kıçını yırttı, adını değiştirdi, önce Kadek, sonra Kongra-Gel yaptı, uğraştık, çabaladık, o PKKnın bu PKK olduğunu kanıtladık, yeniden listeye soktuk...
Şimdi diyorlar ki:
"PKK demeyin."
*
Ne diyelim?
Gafilcan mı?
Hadisenin vahametini küçültmek için "canlı bombacık yakalandı" mı diyeceğiz bu saatten sonra?
*
"Üç beş çapulcu" dedik, dedik de, ne geçti elimize? PKKya PKK dediğimiz için mi, yoksa ABye uyum ayaklarıyla şımarttığınız için mi büyüyor PKK?
*
Üstelik...
Mevzu Atatürkçüler olunca kafa göz girmeyi biliyorsunuz; "darbeciler, suikastçılar, ırkçılar, katiller sürüsü" filan... Madem Ergenekon terör örgütüdür, niye habire "Ergenekoncu" diyorsunuz? Onunki reklam olmuyor mu?
|
|
ShangriV (Yetkili)
Author
Yetkili
Gönderiler: 276
|
|
|
|
|
Forumlara katılabilmeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|
|
|
|
|
|